Yeni turdan herkese merhaba! Uzun zamandır çevrilmesi beklenen After, sonunda bekleyenlerine ulaştı! Ben de bu turda size Anna Todd hakkında bilgilendirmek için buradayım.
Anna Todd 1989 doğumlu Amerikalı bir yazar.
Çocukluğu Dayton, Ohio'da geçmiş. 18 yaşında evlenmiş ve çeşitli işlerde çalışmış. 2013 yılında Wattpad platformu üzerinden After'ı yazmaya başlamış ve kısa sürede popüler olmuş.
Ben de bir Wattpad kullanıcısıyım ve After'ı bu kadar ünlü değilken de biliyordum. After'ın ilk olarak filme uyarlanacağı haberi gelmişti ve resmen siteye bomba gibi düşmüştü bu haber, çünkü o zamanlarda gerek Türk gerek yabancı yazarların kitapları yayınevleri tarafından keşfedilmişti ancak filme uyarlanacak bir Wattpad kitabı yoktu. Anna bu alanda bir ilkti. Wattpad profiline tebrik mesajı attığımı hatırlıyorum ki hikayeyi bile okumuyordum, başarısı çok ayrı bir şey gibi gelmişti bana :D Anna teşekkür etmişti bana, o ne kadar popüler de olsa gerçekten hayranlarını hiç ihmal etmemeye, onunla iletişim kurmak isteyenleri geri çevirmemeye özen gösteriyor.
After, Simon and Schuster yayınevi tarafından yayımlandı. Birçok ülkede telif hakları satın alınarak çevrildi ve her ülkenin çok satanlarına girdi. Şu an hala New York Times bestseller listesinde.
Kitabın film hakları ise Paramount Pictures tarafından satın alındı. Oyuncular hakkında henüz resmi bir açıklama yok, ancak filmin 2016 yazında gösterime girmesi planlanıyor.
After serisi 4 kitaptan oluşuyor. Sırasıyla
After (2014)
After We Collided (2014)
After We Fell (2014)
After Ever Love (2015)
Anna hakkında daha fazla bilgi almak için ona sosyal medya hesapları üzerinden @imaginator1Dx ismiyle ulaşabilirsiniz!
Jacquelyn Frank 22 Şubat 1968 New York doğumlu. Yazarımız New York Times çoksatanlar listesinde 8 numaraya kadar yükselmiş. Ayrıca Amerika'da paranormal romantik dalında verdiği eserlerle tanınıyor. Frank bildiği yoldan şaşmamış, tüm eserlerini bu türden vermiş. Frank, hayatını yazmaya adamış diyebilirim. Öncelikle turunu yaptığımız Jacob kitabının içinde barındığı seriyi, sonra yazarımızın diğer serisini anlatarak başlayayım. The Nightwalkers (bizdeki adı ile Gece Gezginleri) serisi 6 kitaptan oluşuyor. Önceki tur arkadaşlarımın da yorumlarında görmüşsünüzdür, Jacob bir iblis. Seri ön plana çıkmış tüm iblisleri anlatıyor diyebiliriz. Kitaplardaki olaylar birbirinden biraz bağımsız ilerliyor ancak tüm karakterlerin birbiri ile ilişkisi var. Gece Gezginleri serisi 1) Jacob 2) Gideon 3) Elijah 4) Damien 5)Noah 6)Adam
Çoğu karakter ile zaten ilk kitapta tanışıyor ve özelliklerini öğrenmiş oluyorsunuz. Yazarın bir diğer serisi ise The World of Nightwalkers. Ne kadar isminde "Nightwalkers" kelimesi geçse de bu seri Gece Gezginlerinden bağımsız. Kendi içinde dört kitap şeklinde ve seri devam tamamlandı. The World of Nightwalkers 1) Forbidden 2) Forever 3)Forsaken 4) Forged
Yazarımızın kendini yazmaya adadığını söylemiştim, öyle ki yılda 4 kitap yayımladığı zamanlar var (2011 ve 2012 yılları mesela) Shadowdwellers serisi bir üçleme ve üç kitabı da 2009 yılında çıkmış: Ecstasy, Rapture, Pleasure. Son olarak yazmaya devam ettiği seri ise Immortal Brothers. Seri hala devam ediyor. İlk kitabı Cursed by Fire adı ile satışa sürülürken ikinci kitabın adı Cursed by Ice olarak belirlendi ve bu iki kitap da 2015 yılında satışa sunuldu. Cursed of Ice satışa çıkalı neredeyse 10 gün oluyor hatta :D Ve yazarımızın kendine ait internet sitesinde serinin sonraki kitabı Bound by Sin için bir sayaç var: 112 gün kalmış sdljhfk
Daha fazla bilgi ve kitapların tanıtımlarını okumak için http://www.jacquelynfrank.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Bir sonraki turda görüşmek üzere! ^^
Hep seni düşünüyorum, yakında sen de beni aklından çıkaramayacaksın...
Nasıl söze başlamam gerektiğini bilmiyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim, gerilim romanlarından uzak kalalı çok uzun bir süre oldu. Favori türüm gerilim/ polisiyedir. (King ve Grange aşığı bir kızdan beklendiği üzere) En son Leyleklerin Uçuşu'nu okumuştum ve ondan beridir başka bir kitaptan bu kadar çok etkilendiğimi hatırlamıyorum. Kafamda bir balta, beton, uçan tekme vs. etkisi yarattı!
Kitabın içine dalmadan önce biraz dışını incelemek istiyorum, çünkü bu da çok çok önemli bir unsur. Ön kapakta mavi bir arka plan (Sanırım bir metal gibi ama tam çözemedim) ve üstünde de ölü bir kuş var. Kitabı elime alıp okumaya başladığımda gerçekten kötü bir kapak olduğunu düşünmüştüm ama kuş, hikayenin minik bir kısmında da olsa geçiyor. Kanımı donduran sahnelerden birisinde. Ama yine de bu denli iddialı bir kurguya sahip kitabın daha farklı ve ilgi çekici bir kapağı olabileceğini de düşünüyorum. Bu yüzden asıl kapağı bulmaya yeltendim ama gördüm ki yazı tiplerine kadar her şeyi aynı.
Kitabın asıl adı Dunkler Wahn. Almanca ile ilgili pek bir şey bilmiyorum (3 senedir Almanca öğrenmesine rağmen) ama Translate her zamanki gibi yardımıma koştu ve dunkler kelimesinin koyu, wahn kelimesinin yanılgı anlamına geldiğini öğrendim. Koyu Yanılgı nasıl olur da Oyunbaz olarak çevrilir aklım almıyor. Ama en azından Koyu Yanılgı'ya göre daha iddialı ve gösterişli bir isim olmuş.
Kitaba başladığım an bazı anlatım kusurları gözüme çarptı ama daha sonra bunların hepsini unuttum. Bazı sahneler öylesine içime işledi ki, gerilimin dorukta olduğu yerleri nefesim sıkışarak okudum. Kitabı bitirirken bile katilin bir yerlerden her an fırlayabileceği, açık pencereden birinin beni gözetlediği hissiyatına bile kapıldım. Hala "Biri beni mi gözetliyor?" modundayım. Bu kitap sizi paranoyaklaştıracak!
Fazla spoiler vermeden içerikten biraz bahsedeyim, arka kapağı da okusanız bu bilgileri edinirsiniz, o yüzden meraklanmayın :D
Jan Forstner isimli bir psikiyatristimiz var, kendisi hakkında yazılan bir kitaptan dolayı oldukça ünlü ve sevilen birisi. Bir gün kliniğine isimsiz bir buket gül getiriliyor. Bunun bir hayranının jesti olduğunu düşünüyor ancak daha sonra evinde bulduğu mektuplar, gizli numaradan aldığı birçok arama onu tam da belanın ortasına atıyor.
Bir kadın... Ve gözü Jan'dan başka hiçbir şeyi görmüyor. Ona sırılsıklam aşık, ancak yüzünü göstermeye cesareti yok. Onun uğruna her şeyi yapıyor, karşısına çıkan herkesi doğduğuna pişman ediyor. Sürekli bir plandan bahsediyor ancak Jan plandan haberdar değil, haberdar olduğu kadarıyla bile planda bir ilerleme kaydedemiyor.
Kadın her zaman 10 adım önde. En sonunda anlıyorlar ki, onu durdurmak gerçekten de imkansız...
Oyunbaz gerçekten çılgınca kurgulanmış bir şey. Wulf Dorn kitabın en sonunda ilhamını kendisine gelen isimsiz bir buket gülden aldığını söylüyor, alt tarafı bir buket gülden bu kurguyu nasıl çıkardı aklım almıyor.
Kurgunun işlenişi harika! Neyin nerede bahsedilmesi gerektiğini çok iyi biliyor ve aynı zamanda kafa karıştırıyor. Fark ediyorum ki yazar ortalarda bize birazcık ipucu vermiş ama ben bakmayı bilememişim, merakla bu saplantılı kadının ortaya çıkmasını bekliyordum.
En başlardan bazı karakterlerin lüzumsuzca ön plana çıkarıldığını düşündüm. Sahnelerini okudukça "Seninle ne alakası var ki şimdi?" dediğim oluyordu. Daha sonra "Demek böyle bir alakan var..." dedim ve daha daha sonra "Bu kadar da alakan olması fazla!" dedim. (Derdini anlatamayan Cansu)
Kitabın bir bölümünde Jan, Sineklerin Tanrısı kitabını eline aldı ve biraz kurcaladı. Bu satırları okurken gülümsedim çünkü Oyunbaz'dan önce okuduğum kitap oydu. Daha sonra kurgu ilerledikçe Tristan and Isolde'un adını duyduğumda filmde muhteşem bir performans sergileyen James Franco aklıma geldi.
Uzun lafın kısası, ben daha konuşursam burada bir dolu spoiler yersiniz. Çok sevdim, hayran kaldım. Acayip bir şeydi. Bugün dersanede kurguyu anlattım, millet "Oha yok artık." gibi tepkiler verdi, gerisini siz düşünün.
Kitap adeta 48li Monami pastel boya seti kadar havalı, 10 üstünden 11, kitap puanlamasını bir öğretmen edasıyla yapan ben için sınıf atlama notu dfjld. Sipariş listemin en en tepesine Psikiyatrsit ve Şizofren kitaplarını da ekledim.
Oyunbaz, sizi izleyen bir bulut. Ama bunu başlarda hiç mi hiç hissettirmeden gizlice işlerini yürütüyor.
Kitap için seçtiğim iki şarkı var, karar veremedim. Madem öyle ikisini de atıyorum. Bol bol da alıntı bırakıyorum, bir dahaki yoruma kadar hoşçakalın :D
"Siz hiçbir zaman karanlığa bakmadınız, yani gerçek anlamda bakmadınız. Orada bütün siyahların iç içe geçtikleri sanılır ama insan oraya ne kadar uzun bakarsa içinde o kadar çok şey görür." İnsan ruhu gizli dehlizlerde yaşar, kırılırsa da bu sessiz sedasız olurdu. Kırıklar, ancak iş işten geçtikten sonra gözle görülebilirdi. Jan bu nedenle her şeye hazırlıklı olması gerektiğini biliyordu. Jan, Stark'a her hasta sokaklarda kollarını açarak konuşmaz, İncil'den bölümler okumaz demişti. Ruhunu saran çılgınca çaresizlik içinde, işte kanıtı, diye düşündü. Bazıları da Richard Wagner'den alıntı yapıyor. Marenburg dalgın bir ifadeyle, "İnsan bunları dinledikçe büyük aşk kavramını sorgulamaya başlıyor," dedi. Kafamızın içinde yarattığımız ideal kişinin özlemiyle mi yaşarız, yoksa bir insanı kendi gerçekleriyle olduğu gibi kabul edebilir miyiz? Yani her şeyiyle demek istiyorum." "Bunu bana sorma Rudi. Bir erkeğiz. Bunu asla anlayamayacağız."
Kitaba puanım: A++